Hamilelik ve Annelik Eğitimi

Eklem ve kemik ağrılarına karşı doğal takviyelerle korunmak sizin elinizde

Posted on: 27 Ekim 2008

Eklem ve kemik rahatsızlıkları yaşam kalitesini olumsuz etkileyen sorunların başında geliyor. İleri yaşlarda yoğun kemik ve eklem ağrıları olarak kendini gösteren bu sorunlar devam ettiği takdirde sonunda osteoporoza ve ileri derecede eklem sorunlarına dönüşebiliyor. Bu rahatsızlıklar baş göstermeden önce, doğal takviyelerle kendinizi korumanız mümkün…

Dinamik bir yapı olan insan iskeleti, sürekli yapım ve yıkım halinde. Çocukluk ve gelişme çağında kemiğin yapım faaliyeti, yıkımdan çok daha hızlı seyrediyor. Böylece kemiklerimiz büyüyor ve kalınlaşıyor. Ayrıca, kemiklerimizin yoğunluğu da artıyor. Bu gelişme 20’li yaşlarımızın ortalarına kadar devam ediyor ve bedenimiz güçlü bir kemik yapısına kavuşuyor. İskelet olgunluğa eriştikten sonra, yapım ve yıkım aktiviteleri dengeli bir şekilde devam ediyor. Ancak 40’lı yaşlardan itibaren kemik yoğunluğu dengesi negatif yöne doğru kaymaya başlıyor. Bu değişim kadınlarda menopoz döneminde östrojen hormonunun azalmasına bağlı olarak artış gösteriyor. Dolayısıyla 50 yaşın üzerindeki kadın ve erkekler her yıl kemik kütlelerinin yüzde 1-3’ünü kaybediyor. Kemiğin yoğunluğunu kaybederek delikli bir yapı alması haline ise osteoporoz adı veriliyor. İşte, bu boşluklu yapı çok daha zayıf ve kırılmalara eğilimli bir özellikte.

Sinsi düşman osteoporoz

Osteoporoz sessiz bir düşman. Öyle ki son ana dek belirti vermeden sinsice ilerleyebiliyor. Son dönemde ise sırt ağrıları, dik duruşun kaybedilmesi veya çok hafif darbelerle oluşan ani kırıklarla kendini belli ediyor. İşte bu dönemde hafif darbelerle el bileği, omurga ve kalça kırıkları oluşabiliyor. Osteoporoz ile ölüm riski ise ileri yaşlarda keskin bir artış gösterebiliyor. Bu durum daha çok kalça kırıklarıyla bağlantılı seyrediyor.

Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) raporuna göre osteoporoz, kardiyovasküler hastalıklardan sonra sağlık problemi olarak 2. sırayı alıyor. Yine bu rapora göre, dünya üzerinde yaklaşık 200 milyon kadın osteoporoz ve düşük kemik yoğunluğuyla karşı karşıya. Bu da 60-70 yaş arası her 3 kadından birinin, 80 yaş üzerindeki her 3 kadından ikisinin bu sorunun etkisi altında olduğunu gösteriyor. Yaygın inanışın aksine, osteoporoz sadece kadınları değil, erkekleri de etkiliyor. Ancak erkeklerin risk yüzdesi daha düşük. Yaşam boyunca osteoporotik kırıkla karşılaşma riski kadınlarda yüzde 30-40 civarında seyrederken, bu oran erkeklerde yüzde 13. Üstelik kadınların osteoporotik kalça kırığından ölme riski, göğüs kanserinden ölme riskiyle aynı oranda gelişiyor.

Böylesine riskli bir hastalıktan nasıl korunmak gerektiğine gelince… Önce, osteoporoza nelerin yol açtığına bakmak daha doğru olacak. Ailede osteoporoz olması, düzensiz beslenme, sigara kullanımı, uzun süreli kemik yıkımını artıran ilaç kullanımı, aşırı alkol tüketimi, düzenli egzersiz yapmama gibi faktörler osteoporozun gelişmesine yol açıyor. Dolayısıyla bunlardan kaçınarak hastalık riskinden korunmanız mümkün.

EKLEM SORUNUNUZ VARSA

* Fazla kilolar, eklemlere fazla ağırlık binmesi ve eklem hasarının ilerlemesi anlamına geliyor. Dolayısıyla ideal kilonuzu bilin ve onda sabit kalın.
* İnflamasyonu arttırabilecek besin maddelerini (örneğin doymuş yağ, kızartmalar) azaltarak, Omega-3 gibi doymamış yağ asitlerini daha çok tüketmeye çalışın.
* Hafif de olsa düzenli egzersiz yaparak yaşam kalitenizi yükseltin.
* Günde en az 8 saat uyumaya özen gösterin.
* Stresin sizi etkisi altına almasına izin vermeyin. Stresle başa çıkmak için çeşitli teknikler kullanın.

Eklemler göz ardı edilmemeli

Vücudumuzun ağırlığını çeken ve hareket yeteneğini veren eklemler, kemiklerimizin sağlığı için göz ardı etmememiz gereken noktalardan birini oluşturuyor. Çünkü vücudumuzun bu bölgelerinde yaşadığımız sorunlar, önlem alınmazsa, ilerleyen aşamalarda dayanılmaz ağrılara yol açabiliyor. Eklem yapısının bozulması, kıkırdak sıvısının azalması veya iltihaplanması gibi sorunlar, özellikle ileri yaşlarla beraber görülebiliyor. Diz ve dirsek eklemlerinde görülen sorunlar ise 60 yaşın üzerindeki kadınlarda daha sık ortaya çıkıyor. Yapılan araştırmalar, eklem sorunlarının Avrupa ve Amerika’da, insanların yüzde 10-15’ini etkilediğini gösteriyor.

Doğal yöntemlerle güçlendirin

Bu tür sorunların tedavisinde, ön planda ağrıların giderilmesi olmakla beraber, uzun vadede eklem ve kıkırdak yapısının güçlenmesi hedefleniyor. Bu amaçla kullanılabilecek en önemli doğal takviyeler, hayvansal kaynaklardan elde edilen “glucosamine” ve “chondroitin.” Her ikisi de Batı Avrupa’da eklem sorunları için ilk tercih edilen doğal takviyeler.
Glucosamine ve chondroitin, kıkırdak onarıcı ve destekleyici bileşikler. Diz ve dirsek eklemleriyle ilgili sorunlarda ağrının giderilmesi ve kıkırdak yapısının desteklenmesi için kullanılıyor. Antioksidan besin maddeleri ve özellikle C Vitamini, bu iki bileşiğin vücuttaki emilimini arttırabiliyor. Eklem sorunlarında iltihabın giderilmesinde yardımcı olabilecek en önemli takviye ise Omega-3 yağ asitleri. Uzmanlar bu amaçla günde 3000 mg balık yağı takviyesinin alınabilececiğini vurguluyor.

Bol kalsiyum, az tuz…

Yaşam tarzını değiştirmek, kemik sağlığınızı korumada son derece önemli. Bunun için, kalsiyum açısından zengin beslenmeye, kalsiyum-magnezyum takviyelerini kullanmaya, yeterli D vitamini almaya dikkat edilmesi gerekiyor. Hareketsiz bir yaşam tarzının ileri yaşlarda kemik kaybı riskini artırdığı biliniyor. Dolayısıyla, düzenli egzersiz yapmanız kemik sağlığınız açısından son derece önem taşıyor. Sigara da, kemik sağlığının en büyük düşmanlarından biri. Araştırmalar sigara içen kişilerde kemik kaybının hızlandığını gösteriyor. Dolayısıyla sigarayı mutlaka bırakın. Bunların yanı sıra, tuz ve fosforlu içeceklerden de kaçının.

OSTEOPOROZDAN NASIL KORUNMALI?

Osteoporozdan korunmanın en etkili yöntemi, kemik yoğunluğunun maksimum düzeye ulaştığı dönemde güçlü, sağlam bir kemik yapısı oluşturmak. Sonraki dönemlerde bu yapıyı korumaya özen göstermeyi de ihmal etmemeniz gerekiyor. Sağlıklı bir kemik yapısı için gerekli olan temel mikrobesin maddeleri ise, kalsiyum, magnezyum, boron, çinko ve D vitamini. Bu takviyeleri dengeli olarak almaya özen göstermelisiniz. Vitamin ve mineralleri bir arada içeren besin takviyelerini de kullanabilirsiniz.
Süt ürünlerinde bol miktarda bulunuyor.

KALSİYUM:

Sağlıklı kemik oluşumu için kuşkusuz en önemli mineral. Eksikliğinde osteoporoz gelişiyor ve kemikler kolayca kırılabilir hale geliyor. Süt ürünlerinde bol miktarda bulunuyor. Ancak sütün içinde kalsiyum kaybını arttıran fosfor, hayvansal protein gibi maddelerin de olduğunu unutmayın. Günlük kalsiyum ihtiyacımız 1000-1200 mg arası değişiyor. Bu rakam osteoporoz gelişimine bağlı olarak 1500 mg’ye çıkabiliyor. Bu yüzden kalsiyum takviyesi almak, kemik sağlığı açısından büyük önem taşıyor.

D-VİTAMİNİ:

Güneş ışığı vitamini olarak da biliniyor. D vitamini, kalsiyumun vücutta emilip kullanılmasını sağlıyor. Eksikliğinde ise çocuklarda raşitizm (gelişmekte olan çocukta görülen kemik eğriliği) görülüyor. Yetişkinlerde ise osteomalasi (kemik zayıflığı) gelişiyor. D vitamini eksikliği genellikle postmenopozal dönemlerdeki kadınlarda ortaya çıkıyor ve artan kalça kırığı riskiyle kendini gösteriyor. İleri yaşlarda, vücutta yapımının azalması, yaşlanma sonucu osteoporozun artmasına yol açan önemli neden… Kullandığımız D vitaminin büyük bölümünü güneşten sağlıyoruz. Bu yüzden 15-20 dakika açık havada yapacağınız yürüyüş günlük D vitamini ihtiyacı için yeterli oluyor. Kapalı ortamda bulunuyorsanız, mutlaka takviye almalısınız. Günlük D vitamini ihtiyacınız ise 400 IU.

MAGNEZYUM:

Kalsiyumun tamamlayıcısı olarak kabul edilen magnezyum, genel olarak kalsiyumun kemikte düzgün dağılımı için gerekiyor. Ayrıca üredeki kalsiyumun çözünürlüğünü artırarak taş oluşumunu da azaltıyor. Magnezyum takviyesi osteoporoz tedavisi ve korunmasında kalsiyum kadar önemli. Günlük magnezyum ihtiyacınız 400 – 500 mg.
Nelerde bulunur: Badem, ceviz, fındık, fıstık, kuru baklagiller, yeşil sebzeler ve tahıllarda. Domates, soğan, incir, üzüm, hurma, badem, yulaf, çavdar, buğday, kara turp, gravyar peyniri, havuç, kereviz, marul, pırasa.

BORON:

Mineral metobolizmasında görev alan boron, vücutta D vitamini oluşumunun artmasını, kalsiyum, magnezyum ve fosforun alıkonmasını sağlamaya yarar. Günlük ihtiyaç duyulan doz net olarak belirlenmemiştir. Ancak uzmanlar en az 3 mg alınmasında yarar olduğunu düşünmekte.

ÇİNKO:

Çinko minerali kemik matrisinde önemli rol oynayan ve güçlü kemik yapısı için gerekli olan bir mineral. Günlük almanız gereken çinko miktarı ise ortalama 15 mg. Kırmızı et, karaciğer, yumurta, deniz ürünleri, fasulye, bezelye ve fındık bol miktarda çinko içerir.

ISOFLAVONLAR:

Bitkilerden elde edilen fitoöstrojenlerdir (bitkisel österojenler). En önemli isoflavonlar “genistein” ve “daidzein.” Vücut bu maddeleri kendisi oluşturmadığı için diyet veya takviyelerle dışarıdan almak gerekiyor. Bu maddeler, yapısal olarak östrojene benziyor ve benzeri etkiler gösteriyor. Yapılan araştırmalar da bu maddelerin menopoz döneminde kullanımının kemik yoğunluğunun korunması yönünde yararlar sağladığını göstermiş. Günlük tavsiye edilen isoflavone dozu da 40 mg civarı.

Solgar Türkiye tarafından içeriği hazırlanan yazı http://www.formdakal.com’dan alınmıştır.

1 Response to "Eklem ve kemik ağrılarına karşı doğal takviyelerle korunmak sizin elinizde"

bilgiler icin tşkler

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

RSS Timeturk.com Haberin gerçek adresi

RSS Birtabak.com Tarifler

  • Bir hata oluştu; besleme kapalı gibi görünüyor. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

RSS İksir

  • HANGİ HASTALIĞA HANGİ BİTKİ
    KABIZLIK – Pırasa, erik, kiraz, üzüm, zeytinyağı ve şalgam kabızlığa iyi gelir. – Elma yemeklerden önce yenilince kabızlığı giderir. – Erik’in kurutulmuşu kabızlığa karşı iyi bir ilaçtır. Erikleri akşamdan ıslatıp sabah aç karnına yemek, üzerine de suyunu içmek yararlı olur. – Fesleğen tohumları kaynatılarak içilirse kabızlığa iyi gelir. Frenk üzümü yaprakla […]
  • Strese karşı melissa çayı
    Çayın kasları gevşetici özelliği bulunduğunu dile getiren Tuncer, “Melissa, büyük bir huzur verir. Melisa bitkisi özü, sinir sistemini gevşetici ve uykuyu kolaylaştırıcıdır. Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Genetik Anabilim Dalı Başkanlığı Öğretim Üyesi Yard. Doç. Dr. Elif Tuncer, melissa bitkisinin sinirsel kökenli çarpıntılarda, hafif dep […]
  • Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar (GDO)
    Günümüz dünyasında genetiği değiştirilmiş yaklaşık 1600 gıda maddesi var. Doç. Dr. Mesut Başak, bu ürünlerden uzak durmanın mümkün olmadığını belirtirken, mısır ve soyaya dikkat çekti. Çünkü bu ürünlerin katkı maddesi olarak kullanıldığını ve bu sebeple birçok ürünün içinde yer aldığını ifade etti. `Özellikle mısır nişastası, bebek mamaları ve tatlılarda yoğ […]

RSS Portakal Ağacı

  • Bir hata oluştu; besleme kapalı gibi görünüyor. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

Blog Stats

  • 1,058,296 hits

RSS Gidahareketi.org

  • ABD, küresel şirketlerin kölesi
    Küresel şirketlerin istilası altındaki ABD'de, Kanserojen madde içeren GDO'lu ürünlerin paket üzerinde belirtilmemesi ile ilgili kanun Temsilciler Meclisi'nde onaylandı.
  • İnsan öldüren piliçler
    Mehdi Eker, AHaber kanalında katılığı bir programda milletin "tavuk" dediği şeylerin "tavuk değil piliç" olduğunu söylemişti. Bu doğruydu çünkü kendileri kuş gribi masalında milletin tavuklarını gazlarla boğup imha ederek yok etti. Onların yerini de ROSS, Cobb, Hubbard marka Amerikan ve Fransız 'pi'li'ç'leri aldı. Bu y […]
  • Telefon kullananlar, siz okumayın!
    Telefona "akıllı" diyen akıllılar(!) düştüğünüz tuzağın farkında mısınız? Aklının farkında olamayanlar, insan dışında akıllı bir şey daha var sanır! Evet insan akıllı ama önemli olan onu kullanabilmekte. Akılsız telefon bağımlıları işte bu haber size...
  • Parayı verenin iğnesini yapan medya
    "12 yıl aradan sonra kızamıktan ilk ölüm vak'ası" diye haber yapan "AP" ile aşıyı üreten firma Rockefeller'e ait. Bu ve benzer haberleri ballandıra baldıra yayan medya da bu firmaların reklamları ile ayakta duruyor. Her şey ortada iken daha fazla yoruma gerek yok.
  • O, 184 bin kişinin katili
    ABD'de yapılan bir araştırmanın sonuçları "Circulation" dergisinde yayımlandı. Çalışmaya göre O her yıl dünyada 184 bin kişinin ölümüne yol açıyor. Bazı ülkeler onu yasaklarken bazılarında ise serbest. Türkiye ise devlet eliyle üretiliyor.
  • Hepatit B aşısının yan etkileri hakkında itiraf
    Aşıların yoğun tartışıldığı bugünlerde Prof Dr Ahmet Rasim Küçükusta, aşı firmalarının kendi belgeleriyle vurdu. İşte Hepatit B ile ile o yazı ve belge
  • Bu çiftçi devletlerden daha basiretli
    Amerikan tohum, ilaç ve suni gübre devi Monsanto herkesi gibi zehirlediği Fransız tahıl üreticisi Paul François tarafından dava edildi. Fransa'nın güneyinde tahıl üreticiliği yapan çiftçi Paul François, baronların şirketi Monsanto firmasının ürettiği, ot temizleme zehirleri Lasso'yu hazırladığı depoyu temizlerken zehirli madde teneffüs ettiği için […]
  • Bu bebekleri kim kanser yaptı?
    Aşağıda okuyacağınız, haber herkes gibi sizinde yüreğinizi yakacak. Buraya kadar kısmı normal ama şimdi durun ve üç bebeğin birden kanser olmasına ne yol açtı diye sorun lütfen. "Tüh, keşke..." demeden önce dayatılan ve zevkinden bebeklerinizi bile kanser yatıran bu hastalığa karşı ne yapmamız gerektiğini düşünün. Düşünün ki geleceğinize zulmetmeyi […]
  • Biyokaçakçılar Türkiye'ye dadandı
    Dünyanın en zengin bitki florasına sahip olan Türkiye, küresel biyokaçakçıların hedefinde. Bitkileri kaçırmak için akla hayale gelmedik yöntemler kullanan kaçakçıların bir kısmı yakayı ele verse de pek çoğu da yakalanamıyor.
  • Fransa'da gıdaları çöpe atma yasağı
    Fransa'da marketlerin gıda maddelerini çöpe atmaları yasaklanarak, son kullanma tarihi geçen gıda mamüllerini hibe etmeleri ya da yeniden değerlendirilme mecburiyeti getirildi.
Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

%d blogcu bunu beğendi: