Hamilelik ve Annelik Eğitimi

İşte akıllı beslenmenin sırrı…

Posted on: 1 Kasım 2008

İnsanları bıçak altına yatmaktan ve hasta olmaktan koruyup, sağlıklı ve dinç yaşamasını sağlayacak bilimsel formül…

İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Genel Cerrahi ABD Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kenan Demirkol insanları bıçak altına yatmaktan ve hasta olmaktan koruyup, sağlıklı ve dinç yaşamasını sağlayacak bilimsel formülü iyibilgi’ye açıkladı.

İşte akıllı beslenmenin sırrı…

“16 Ekim’de Dünya Gıda Gününde Ankara’da Ziraat ve Kimya Mühendisleri Odasında Yüzyılımızın Utancı: AÇLIK başlıklı bir konferans düzenlendi. Orada da söylediğim ve şimdi size de açıklayacağım benim üzerinde durduğum konu mikronutrient yani mikro besin açlığıdır! Şimdi bu ne diyeceksiniz?

-İnsanlar nasıl kronik hastalık yiyor?

Dünya Sağlık Örgütü kronik hastalıkları önlenebilir hastalık olarak tanımlıyor. Kronik hastalıklara sebep olan faktörlerin başında; hatalı beslenme, tütün kullanımı ve hareketsiz yaşam geliyor. Son yıllarda yapılan araştırmalardan, dünyada bir yılda 58 milyon insanın öldüğü görülüyor, bu ölümlerin yüzde 60’ı kronik hastalıklardan kaynaklanıyor. 10 yıl içinde bu oranının yüzde 77’ye çıkması bekleniyor.

-Madem kronik hastalıklar önlenebilir hastalıklar niçin artması bekleniyor?

Günümüzde, kanser, kalp-damar hastalıkları, inme dediğimiz ölümcül hastalıklar, alerji, romatizma ve şeker gibi kronik hastalıklar, sinirsel ve ruhsal hatalıklar hızla artıyor. Bu artışın sebebini bilimsel olarak incelediğimizde, tüm bu hastalıkların ana kaynağının mikro besin açlığı ve makro besin fazlalığından oluşan hatalı beslenme ile ilişkili olduğu sonucuna varıyoruz.

-Peki nedir bu mikro besin açlığı?

Mikro besin açlığı insanların yedikleri gıdadan doğal olarak almaları gereken besin maddelerini alamamalarından ortaya çıkar. Bu mikro açlık gıda emperyalizminin yani yapay beslenmenin bir ürünüdür. Mikro besin açlığı ve makro besin fazlalığının önüne geçilirse kronik hastalıklar önlenebilir!

-Mikro besin açlığının ilk sebebi Omega-3 yağ asitleridir.

Omega-3 insan için hayati bir olaydır… Günümüzde tükettiğimiz gıdalardan ihtiyacımız olan Omega-3 asitlerini alamıyoruz. Bunun ana sebebi kara hayvanlarının ahıra tıkılmasıdır. Kara hayvanları meradan kopup ahıra girince, etinden ve sütünden Omega-3 alamaz olduk.

Ben dünyayı yeniden keşfetmiyorum 60 – 100 sene önceki Anadolu beslenme kültürünü bilimsel olarak açıklıyorum!

-Omega-3 eksikliğinden nasıl hasta oluyoruz?

İnsanda her hücre zarında Omega-3 vardır. Her hücre zarı protein ve yağdan oluşur. Buradaki yağ Omega-3 ve oleik asitten oluşur. Eğer hücreler ihtiyacı olan doğal yağı alamazsa damarlar sertleşiyor ve bu da pıhtılaşabilirlik oranın artmasına, dolayısıyla kalp damarının veya beyin damarının pıhtıyla tıkanıp inme veya enfarktüs olmasına yol açıyor. Omega-3 eksikliği bağışıklık sistemine zarar veriyor alerjiler, şeker, romatizma, kanser kronik hastalıklara sebep oluyor. Beyine de hasar veriyor.

-Omega-3 kaynaklarımız çok azaldı

Omega-3’ün esas kaynağı yeşillik. Balıklar yosun yiyerek, merada beslenen büyükbaş ve küçükbaş hayvanlar da yeşil ot yiyerek Omega-3 alıyorlar ve insanlar bunları tükettiğinde de ihtiyacı olan Omega-3’ü almış oluyorlar. Ancak yapay yemleme ile Omega-3 kaynaklarımız çok azaldı!

-Omega-3, dolayısı ile mikro besin açlığı yapay yem ile başlıyor!

Aslına bakarsanız şu anda dünyada bir gıda emperyalizmi var! İş yapay yem ile başlıyor, birileri para kazanmak istiyor, köylünün kapısına gidip daha fazla süt veriyor diye yapay yem pazarlıyor. Bir çobanın aylık maliyeti 2 – 2,5 milyar YTL ve merada otlayan inek daha az ama sağlıklı süt verir.

Köylüye yapay yemi daha ucuza pazarlayıp önce köylüyü alıştırıyorlar. Bu noktada köylü, kapısına servis yapılan hazır yemi, hem daha fazla süt veriyor hem de çoban masrafından kurtulurum düşüncesi ile ucuza alıp kar ettiğini sanıyor.

Kapıya gelen yapay yem; hem köylüyü tembelleştiriliyor, hem de köylüyü ve hayvanını doğal sağlıklı beslenmeden mahrum bırakıp sonunda her açıdan zarara uğratmış oluyor. Tabi burada sadece köylü değil köylünün ürettiğini yiyen halk ve beraberinde ülke ekonomisi de zarara uğramış oluyor. Yani zincir uzayıp gidiyor…

Bu arada, yine Omega-3 kaynağımız balıklar da daha fazla üretim için çiftliklerde yapay yem ile yetiştikleri zaman yeteri kadar Omega-3 içermiyorlar. Yani yapay yem hem denizden hem karadan Omega-3 kaynaklarımızı yok ediyor.”

BESLENME BEYNİ BÖYLE DÖNÜŞTÜRÜYOR

Biz hayvanlarımıza nasıl hayvanlık ettik? Kara hayvanları ahıra, balıklar kafese tıkılınca insanlara neler oldu? İçtiğimiz süt neden zehir? Yeni çağın mesleğini neden psikiyatri? Omega-3’ün gelişme çağındaki çocuklarda üzerindeki mucize etkisi ne?

İşte Akıllı Beslenme Uzmanı Prof. Dr. Kenan Demirkol’dan geleceği aydınlatan altından değerli çok özel bilgiler…

-Biz hayvanlarımıza nasıl hayvanlık ettik?

“Hayvan ahırda yapay yem ile, sadece şeker pancarı küspesi, mısır, pirinç kırığı gibi ürünlerle tahıl ağırlıklı besleniyor. Daha fazla süt alabilmek için hayvana nişasta ağırlıklı yem dayatılıyor. Hayvanın ot ve yonca gibi yeşillikle beslenmesi gerekiyor çünkü doğal olarak ihtiyacı olan besin o!

Eğer ben 40 litre süt elde etmeyi verimlilik sayarsam, sütün tüketilmesi sonrası insanlarda ortaya çıkan kronik hastalıkların masrafını nasıl açılayabilirim?

-Nişasta içerikli yem verildiğinde hayvan çok süt yapıyor ama bu süt süt değil zehir!

Doğal beslenen ineğin sütünde Omega–3 vardır, yapay beslenende hiç yoktur. Doğal beslenen ineğin sütünde damar sertliği yapıcı doymuş yağ asidi yoktur, yapayda vardır. Bu asitler fruktoz gibi kolesterolün oksitlenmesine yol açar. Doğal beslenen ineğin sütünde dünyanın bugüne kadar bildiği en büyük antioksidan olan alfaminolimik asit vardır. Bu maddeyi tüketen kadınlarda meme kanseri yüzde40 daha az görülmektedir.

Yapay beslenen ineğin sütünde bu hiç yoktur. Yine merada beslenen ineğin sütünde insüline benzer büyüme hormonu vardır. Bu gençlik aşısıdır, bütün hücrelerin kendisini yenilemesini sağlayan maddedir. Duymuşsunuzdur kırsal alanda 100 yaşını aşmış bazı insanlarda ikinci kalıcı dişler düşer ve onun yerine üçüncü dişler çıkar. İşte bu doğal sütün eseridir. Doğal sütün maliyetinin çok pahalı olduğu söylenir ama batıda çevreyle ilgili hayvancılığın sonucu elde edilen süt ile konvansiyonel üretilen sütün maliyeti arasındaki fark yüzde 10-15’i geçmiyor. Ekolojik hayvancılık denince akla “çevreyle ilgili tarım sonucu elde edilmiş ürünlerle hayvanın beslenmesi” geliyor. Affedersiniz ama 2000 yıl önce hayvan nerden patatesi buldu da yedi, ya da pancarı. İneğin normal beslenmesinde pancarın, mısırın ve patatesin yeri var mı?

-“Çağın mesleği psikiyatri”
 
Hücre duvarı bizim gümrük kapımız. Omega-3 olmayınca hücreler arşidonik asit kullanmaya başlıyor, ama bu arşidonik asit aynı zamanda stres hormonu üretiyor. Damar elastikiyetini kaybediyor ve damar hastalıkları ortaya çıkıyor, insanın şeker hastası olması kolaylaşıyor. Stres hormonları artınca aşırı pıhtılaşma oluyor ve bu da kalp hastalıklarına yol açıyor.

Omega-3’ten yoksun olduğumuz için ülkemizde depresyon oranı çok yüksek. Eğer önlem alınmazsa çağın mesleği psikiyatri!

Makro beslenme yani doymuş yağlardan fazla besnme de mikro beslenme açlığına sebep oluyor!

Omega-6’yı o kadar fazla alıyoruz ki, almış olduğumuz azıcık Omega-3’ü de değerlendirmeden bağırsak yolu ile vücuttan hemen atıyoruz. Omega–3 olmayınca hücre duvarına veremiyorsunuz, hücre duvarı da Omega-3’ten oluşuyor, vücut da asıl malzemeyi bulamadığı zaman gecekondu yapar gibi ne bulursa onunla hücreyi onarıyor, Omega–3 yerine, Omega–6 yağ asidi olan araşidonik asidi kullanıyor, ama bu asit bütün stres komalarının hammaddesidir. Gecekondunuzu el bombasıyla örmüş oldunuz, dışardan biri taş atsa havaya uçacak.

Omega-3’ten zengin beslenenlerde depresyon görülmüyor!

Omega-3’ten zengin beslenen toplumlarda depresyon çok az oranda görülüyor. Zihinsel performans artıyor. Beynimizdeki toplam yağ asidinin yarısı Omega–3 olmak zorunda. Ama biz vücudumuza bunu sunamıyoruz.

Burada yinelemek istiyorum, ben Anadolu beslenmesini tanımlıyorum, onların bilimsel araştırmasını açıklıyorum. Tereyağı ile beslenen atalarımız da tereyağından Omega-3 ve oleik asitleri alıyorlardı. Ancak günümüzde tereyağı tüketeceksek sadece ve sadece yüzde100 merada beslenen hayvanların sütünden elde edilen tereyağı tüketilmelidir. Diğer türlü ahırda beslenen hayvanların sütünden elde edilen tereyağının faydadan çok zararı vardır. Burada gıdaları tüketirken düşünüp, matematiğini yaptıktan sonra almak en akıllısı…

Omega-3 ile beslenen çocuklar TV seyretmek istemiyor!

Amerika’da gelişme çağındaki öğrenciler üzerinde bir deney yapıyorlar; bu deneyde öğrencilerin yarısı normal beslenirke, diğer yarısına normal beslenmelerine ek olarak her gün Omega-3  desteği balık yağı veriyorlar. Normal beslenen çocuklar sıradan yaşamlarına devam ederken, balık yağı içen çocuklar kısa bir müddet sonra gözlenen ilk gelişme, Omega-3 alan öğrencilerin kendiliğinden hocam bu okulda kütüphane var mı sorusunu sorarak, kütüphane aramaya başlamaları oluyor. İkinci gelişme isa anne babalar tarafından evde gözleniyor, Omega-3 alan çocuklar evde televizyon izlemek istemiyorlar, bunun yerine kendiliğinden kitap okumayı ve ders çalışmayı istiyorlar… Üçüncü gelişme ise yine okulda öğretmalnler taraından gözleniyor, Omega-3 alan çocuklar derslere daha ilgili oluyorlar ve başarı oranlarında yüzde20 artıyor.

Mikro besin açlığının ikinci sebebi CLA eksikliğidir!

Doğal sütten mahrum kalan insanlar, CLA’dan ( Conjuge Lineoik Asit) mahrum kalıyorlar bu antioksidan bir maddedir. İnsanlardaki yaşlanma hücrelerdeki oksitlenme sonucu ortaya çıkar! İkinci ciddi açlık antioksidan açlığıdır.

Asla CLA hapı kullanmayın kalp hastalığı yapıyor.

Bu antioksidan eksikliğine çare diye aspir çiçeğinden elde edilmiş haplar CLA hapı olarak satılıyor. Ancak bu haplar izomer yani üç boyutlu açıdan bakıldığında zararlı. Vücudun yağ depolamasını engelliyor. Aspir çiçeğinde elde edilmiş CLA hapı, kalp kas hücrelerinde Omega-3’ü ayrıştırıyor ve bunun sonu kalp yetersizliğine yol açıyor.

Mikro besin açlığının üçüncü sebebi insüline benzer büyüme hormonu eksikliğidir

Merada otlamış hayvanın doğal sütünde ayrıca insüline benzer büyüme hormonu var ve bu hormon adeta gençlik aşısıdır.

Hayvanlar ahıra tıkılınca hatalı beslenme ve ani ölümler ortaya çıktı. Dedem 110 yaşında öldü. 100 yaşından sonra üçüncü dişleri çıktı, tereyağı çocuğuydu. Babam 59 yaşında yaşında öldü, margarin çocuğuydu.

Hayvanlar ahıra tıkıldıktan sonra, yeşillikten mahrum kaldılar, beraberine sütten Omega-3, CLA ve insülüne benzer büyüme hormonu alınamaz oldu.
 
Bunlar da mikro besin eksikliği ve makro beslenme fazlalığı ile beraberinde kronik hastalıkları getirdi. İşte kronik hastalıklar dediğimiz başta; alerji, astım, kalp-damar hastalıkları, romatizmal hastalıklar ve kanserin neden bu kadar artıyor sorularının yanıtı çok açık değil mi?”

SÖMÜRÜ DÜZENİNİ BÖYLE KURDULAR

-Makro besin fazlalığının sebebi: Doymuş yağ içeren besinler

“Balığı ayçiçeği yağında kızarttığımız zaman, balıktaki Omega-3 yok oluyor! Patates kızartması kolaya gelen ve çocuklara çok sevdirilen bir gıda haline geldi, patates ayçiçeği veya mısırözü yağında kızartıldığında 1 porsiyon patates 6gr.trans yağ içerir. İşte çocuklarda erken yaşlarda obezite başlamasının ana sebeplerinden biri budur.

Doymuş yağ içeren besinler mikro besin açlığına sebep olurken, diğer yandan makro besin fazlalığına sebep olmaktadırlar. Omega-6’yı çok tükettiğimiz için farkında olmadan Omega-3’ün yolunu kesiyoruz. İnsan vücudunda Omega-3 ve Omega-6’yı aynı enzimler tüketir, Omega-6’yı fazla aldığımız zaman ihtiyacımız olan Omega-3 bağırsaklardan dışkı yolu atılır.

“Bu yağlar gıda emperyalizminin ürünü”

Omega-6’dan zengin yağlar ayçiçeği, mısırözü ve soya yağları insan sağlığı için çok zararlı olduğunu Başkan Bush ABD halkına yaptığı açıklamada itiraf etti ve “bu yağları tüketmeyin” dedi. Çünkü bu yağlar sebep olduğu hastalıklardan dolayı ekonomik dengeleri bozuyordu!
Aslına bakarsanız bu yağlar gıda emperyalizminin ürünüdür. İkinci Dünya Savaşından sonra ayçiçeği yağını ilk Rusya üretip tüketmeye başladı ve Balkan göçmenleri aracılığı ile Türkiye’ye ayçiçeği yağı kültürü girdi. Mısırözü yağı ABD emperyalizmi üzerinden dünyaya yayılmıştır. Şimdiki Kanola dayatması da yine ABD emperyalizminin işidir. Kanola, kolzanın GDO’lu tohumundan üretilir.

İkincisi bu yağlar 40 derecenin üstünde kolaylıkla bizim trans yağ dediğimiz yapay yağ asitleri üretmeye başlar, doğada olmayan yağları insan vücudu tanımadığı için biriktirir, insan vücudunda biriken bu yağ asitleri kolesterolü oksitleyerek damar sertliğine sebep olur. Diğer taraftan trans yağ asidi beyindeki sinir kılıflarına girerek beyindeki iletiyi bozabiliyor ve parkinson, alzheimer gibi hastalıklara sebep olabiliyor.

Artık kesin olarak biliyoruz ki, ayçiçeği, mısırözü ve soya yağı kansere sebep olabiliyor. Akciğer kanseri, meme kanseri, kalın bağırsak kanseri, şeker hastalığı, kalp hastalıklarının oluşumunu kolaylaştırıyor. 

Kuzu şiş ve bonfileden korkmayın, asıl peynirden korkun!

Doymuş yağ asitlerinden 3 tanesi damar sertliğine yol açıyor, bu yağ asitleri ateorejenik yağ asitlerine dönüşüyor. Bunlar: Laorik asit, Mirsist asit, Palmitik asit

Ahırda beslenen hayvanın sütünde bu yağ asitlerinden bulunuyor. Peynir yemek çok sakıncalı, et yemek sağlıklı ama hayvanın yağsız et kısmı tercih edilmeli, kıyma ve kıyma ile yapılan etlerden uzak durmalı. Ateorojenik yağ asitleri hayvanın depo yağında var.

Doğal beslenen hayvanın iç yağında sterearik asit var yani Türkçesi zeytinyağı diyebiliriz. Hücre içi yağ asidi sterearik asit içerir, bu hayvanın iç yağı yendikten kısa süre sonra insan vücudunda oleik asite dönüşüyor. Atalarımız zeytinyağı bulamadıkları bölgelerde iç yağı yiyerek bir nevi zeytinyağı tüketmiş oluyorlardı.

Günümüzde sofralarda ağırlık kazanan doymuş yağ içeren besinler makro besin fazlalığı oluşturarak kronik hastalıkları arttırdı. Kuzu şiş ve bonfileden korkmayın, asıl peynirden korkun, kahveye süt değil de krema koymakla elinizle palmitik asit almış oluyorsunuz.

Mikronutrient (mikro besin azlığı) eksikliğine sebzelerde sebep oluyor…

Yapay gübre, GDO’lu (Genetiği Değiştirilmiş Organizma) tohum, hibrit tohum kullanılarak üretilen gıda ürünlerde mikro besin oranı normalden yani doğal tohumla yetişenlerden çok düşük! Benim açımdan GDO’nun en önemli unsuru mikro besin eksikliğine yol açması!

Barut fabrikaları işsiz kalınca, gübre fabrikası oldu!

Yapay gübre nerden doğdu hiç merak ettiniz mi? Sebebi bugünde benzerini duyduğumuz hikaye ile biz açlığı yok etmek istiyoruz hikayesi başladı, işin altında yatan sebep ikinci dünya savaşında saklı! İkinci dünya savaşı döneminde savaş için gerekli barutu üreten fabrikalar, savaş bitince işsiz kaldı. Bilin bakalım barut neden üretilir: AZOT
Peki yapay gübrenin ham maddesi ne? İşte cevabı AZOT!

“Sömürü düzenini bozmak istemiyorlar”

Birleşmiş milletler açlıkla mücadelede 46 yılda toplam 30 milyar dolar kullanmış.

Peki bu 2008 yılı içinde sadece finans piyasasının içine düştüğü sıkıntıdan kurtulması için bankalara Avrupa ve ABD’den 2,5 trilyon dolar kaynak aktarıldı. Sırf sömürü düzeni bozulmasın devam etsin diye! Şahsen bu adaletsizlikleri göz önünde aldığımda Birleşmiş Milletlerin Hiçbir Kurumuna saygı duymuyorum. Hepsi Amerikan emperyalizmini sürdürmek için kurulmuş bir sistem.

“Zeytinyağı ile kızartma yapılmaz, yanınca kanser yapar iddiası tamamen emperyalist oyunun bir parçasıdır”

Tekrar yineliyorum, ben dünyayı yeniden keşfetmiyorum 60 – 100 sene önceki Anadolu beslenme kültürünü bilimsel olarak açıklıyorum!

İnsan beyninde de bütün hücrelerin duvarında olduğu gibi oleik asit ve Omega-3 vardır. Saf sızma zeytinyağı en iyi oleik asit kaynağıdır. İyi kolesterolü düşürmeden, kötü kolesterolü düşürür bu kalp için en sağlıklı yağ demektir.

Evliya Çelebi seyahatnamesinin Trabzon bölümünde hamsiyi zeytinyağında pişirme tarifi vardır. 400 sene önce zeytinyağında kızartma yapılırken, 100 sene önce mi yanıp zehirler oldu! Zeytinyağı yanınca kanser yapar iddiası tamamen emperyalist oyunun bir parçasıdır. Margarin ve mısırözü yağını dünyaya pazarlayabilmek için! Yunanistan’da yıllık zeytinyağı tüketimi kişi başı 20 kg. Türkiye’de ise 1 kg. Sağlık sorunları Türkiye’de neden artıyor gerisini siz düşünün!

Zeytinyağı ısıya dayanıklıdır, zeytinyağının yanma derecesi 250 derecedir. Siz yakamazsınız, tam aksine ısıya en dayanıklı yağ zeytinyağıdır. Sızma zeytinyağında daha düşük ısılarda duman görürsünüz ama bunun hiçbir zararı yoktur. Evliya Çelebi’nin tarif ettiği gibi hep zeytinyağı.”

Nihal Doğan / iyibilgi.com

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

RSS Timeturk.com Haberin gerçek adresi

  • GÜNCELLEME - Cinayet zanlısı Tekirdağ'da yakalandı
    Hakkari'deki cinayetin şüphelisi olarak aranan kişi, Kapaklı ilçesinde gözaltına alındı - Zanlı çıkarıldığı mahkemece tutuklandı(ADLİ SÜREÇ EKLENDİ)
  • 7. Transanatolia Rally Raid yarışı
    Rallinin dördüncü gününde, Karaman'ın merkeze bağlı Göcer köyünde alev alıp patlayan otomobildeki sürücü ile yardımcısı yaralandı
  • '3 çağrıdan 2'si Sivas'tan karşılanıyor'
    Garanti Bankası'nın Sivas'taki çağrı merkezinin yeni binası, törenle hizmete girdi- Genel Müdür Erbil:- 'Garanti Bankası'nın çağrı merkezini arayan müşterilerimizin 3'te 2'si Sivas'taki değerli arkadaşlarımız tarafından karşılanıyor. Dünyanın, Türkiye'nin her tarafından alınan 3 çağrının 2'si artık Sivas'tan […]
  • Topbaş, Alibeyköy Fidanlığı'nda incelemelerde bulundu
    İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Topbaş:- 'Ülkemizin, armudu, elması gibi meyve türlerinin yok olduğunu görmekteyiz. Ağaç AŞ, bunun önderliğini yaptı ve kalemler topladık Anadolu'dan, bu türleri tekrar yaşatıp bölgelerine vermek üzere'- 'Bu kadar zenginlikleri ve değerleri, tohumları yok etmemek lazım. Besin değeri olan sebze ve meyve […]
  • Şenol Güneş ifade verdi
    Beşiktaş Teknik Direktörü Şenol Güneş, Ziraat Türkiye Kupası'nda 5 Şubat 2017 günü oynanan Beşiktaş-Fenerbahçe derbisinde Fenerbahçe'nin eski futbolcu

RSS Aile & Sağlık Haberleri

  • Bir hata oluştu; besleme kapalı gibi görünüyor. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

RSS Birtabak.com Tarifler

  • Bir hata oluştu; besleme kapalı gibi görünüyor. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

RSS İksir

  • HANGİ HASTALIĞA HANGİ BİTKİ
    KABIZLIK – Pırasa, erik, kiraz, üzüm, zeytinyağı ve şalgam kabızlığa iyi gelir. – Elma yemeklerden önce yenilince kabızlığı giderir. – Erik’in kurutulmuşu kabızlığa karşı iyi bir ilaçtır. Erikleri akşamdan ıslatıp sabah aç karnına yemek, üzerine de suyunu içmek yararlı olur. – Fesleğen tohumları kaynatılarak içilirse kabızlığa iyi gelir. Frenk üzümü yaprakla […]
  • Strese karşı melissa çayı
    Çayın kasları gevşetici özelliği bulunduğunu dile getiren Tuncer, “Melissa, büyük bir huzur verir. Melisa bitkisi özü, sinir sistemini gevşetici ve uykuyu kolaylaştırıcıdır. Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Genetik Anabilim Dalı Başkanlığı Öğretim Üyesi Yard. Doç. Dr. Elif Tuncer, melissa bitkisinin sinirsel kökenli çarpıntılarda, hafif dep […]
  • Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar (GDO)
    Günümüz dünyasında genetiği değiştirilmiş yaklaşık 1600 gıda maddesi var. Doç. Dr. Mesut Başak, bu ürünlerden uzak durmanın mümkün olmadığını belirtirken, mısır ve soyaya dikkat çekti. Çünkü bu ürünlerin katkı maddesi olarak kullanıldığını ve bu sebeple birçok ürünün içinde yer aldığını ifade etti. `Özellikle mısır nişastası, bebek mamaları ve tatlılarda yoğ […]

RSS Portakal Ağacı

  • Ev Yapımı Sucuk
    S'uleguniger Ratekoahirep (Sevgi ulu orta saçılmaz / Kafkas Atasözü) Hayatımın büyük bölümünü -klasik bir ortanca çocuk sendromu olarak- hep karşımdakilerden ilgi bekleyerek geçirdim. Doğrusu 20 sene öncesine dönüp diken üstünde yaşayan 16 yaşımdaki halimle konuşabilsem ilk söyleyeceğim söz; “inan bana,...

Blog Stats

  • 1,642,258 hits

RSS Gidahareketi.org

  • GDO ile ilgili şok gelişme
    GDO’lu gıdalarla beslen farelerin kötü sonu! Bu hale geldiler
  • Şimdi de ilaçlı yumurta skandalı
    Avrupa'da böcek ilacı içeren yumurtaların yarattığı kriz 7 ülkeye yayıldı - Krizin Belçika'da bir şirketten kaynaklandığı düşünülüyor - Hollanda, Almanya ve Belçika'da milyonlarca yumurta raflardan kaldırılırken, birçok tavuk çiftliğinin faaliyeti durduruldu - Yumurta krizi AB ülkeleri arasında karşılıklı suçlamalara yol açtı […]
  • Ambalajlı su firmalarına çağrı
    Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi olarak geçtiğimiz yıllarda Ambalajlı Su Raporu yayınlamıştık. Raporu şimdi güncelliyoruz. Son SU RUHSATINA ESAS ANALİZ SERFİKANIZIN göndermeyi unutmayın.
  • Beyin ölümü yalanı çöpe atıldı
    Şoke eden araştırma… Öldükten sonra beyin çalışmaya devam ediyor. Kanada'da yapılan yeni bir araştırmanın sonuçları tüyler ürperten türden... Buna göre bazı kişilerin beyin aktiviteleri öldükten sonra en az 10 dakika daha devam edebiliyor.
  • Robert De Niro'dan aşı hakkında gerçeği yazacak gazetecilere 100 bin dolar ödül
    İnsanlık düşmanı İsrail'i kuduz köpeğe benzetmesiyle dikkatleri üzerine çeken ABD'nin tanınmış aktörlerinden Robert De Niro, tartışmalı çocuk aşılarıyla ilgili "gerçeği yazacak" gazetecilere 100 bin dolar ödül teklifinde bulundu.
  • Bunlar kanser yapıyor
    Avrupa Gıda Standartları Ajansı (EFA) palmiye yağının kanser yaptığı yönündeki açıklaması üzerine İtalya, Palm yağı içeren tüm ürünleri toplama kararı aldı. İtalya’dan sonra pek çok Avrupa Birliği ülkenin de toplatma hazırlığı içinde olduğu ileri sürülüyor. Türkiye’nin ise nasıl hareket edeceği merak konusu.
  • McDonald's müşterilerine ne yediriyor?
    Ünlü İngiliz aşçı Jamie Oliver, tüketim kültürünün en büyük simgelerinden biri olan McDonald’s'a karşı açtığı davayı kazandı.
  • İyi Gıda Kötü Gıda kitabı çıktı
    Kemal Özer'den yeni kitap daha...
  • Sağlık Bakanlığı neden seyrediyor?
    Hacamat, sülük ve ozon tedavisi gibi kadim tedavi yöntemlerinin yetkisiz ve liyakatsiz kimseler tarafından uygulanması çeşitli sorunlara yol açtığı ve şikâyetlerin arttığı ortaya çıktı.
  • Tarım Bakanlığı'nın skandal kararına tepki
    Tohum Sanayicileri ve Üreticileri Alt Birliği (TSÜAB) tarafından 'Milli Tarımda Tohumculuğun Rolü ve Geleceği' konulu programında konuşan Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakan Faruk Çelik, '2018'de sertifikalı tohum kullanmayan destek alamayacak” dedi.
%d blogcu bunu beğendi: