Hamilelik ve Annelik Eğitimi

Bebekler neden ağlar?

Posted on: 25 Nisan 2009

HAZIRLAYAN-PRODÜKSIYON: ŞENAY ÇELİK

9 aylık uzun bir süreçten sonra heyecanla beklediğiniz bebeğiniz artık kotlarınızın arasında.. Dünyaya gözünü açtığı ilk günden itibaren yeni dünyasını anlamaya ve si­zi tanımaya çalışıyor. O, bu dış dünyada kendini sadece sizin kollarınızda güvende hissedi­yor.

Bebeklerin ilk günlerde anne karnından farklı olan bu yeni yaşama alışması, sizin bu küçük misafire alışmanız kadar zor olabiliyor. Tabii anne karnındaki o güveni ve sıcaklığı bu­lamadığı zaman da tepkisini ağlayarak gösteri­yor. Çünkü ağlamak bebeklerin isteklerini ve dertlerini anlatabildikleri tek iletişim yoludur. Kamı acıktığında, altı kirlendiğinde, gazı oldu­ğunda veya canı sıkıldığında kendini en iyi ağ­layarak ifade edebiliyor. Bebeklerin ağlama di­lini çözmenin en iyi yolu ise anne ile birbirlerini zamanla tanımalarından geçiyor. İşte, bebeği­nizi kısa zamanda tanıyarak onun ağlama ne­denlerinin şifresini en kolay yollarla çözmenize yardımcı olacak önerileri Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr, Şirin Göker anlattı.

Ağlama nedenleri

Yeni doğan bebekler dünyaya geldikleri ilk andan itibaren ağlamaya başlarlar. 9 ay bo­yunca anneye göbek kordonu ile bağlı olan bebeğin bütün ihtiyaçları bu yolla sağlanırken, birden hiç bilmediği soğuk ve ona sınırsız büyüklükte gelen dış ortama adapte olması bek­lenir. Ona yabancı gelen bu ortama, evine ve ailesine alışması uzun zaman alabilir, Bebekler geldikleri bu yeni dünyaya alışma sürecini ağ­layarak geçirebilirler. İsteklerini, dertlerini konu­şarak anlatamayacakları İçin kendilerini en iyi bu şekilde ifade edebilirler. Bebeklerin sürekli ağlaması bir yerlerinin acıdığı manasına gelmez. Bebek aslında anne karnına geri dönmeyi arzulamaktadır. İlk zamanlar bebeği kucakta tutmak, emzirmek ve gerekirse geceleri kundaklamak bebeğin biraz da olsa rahatlamasına ve kendi­ni güvende hissetmesine yardımcı olur.

Bebeğinizi ağlamasından tanıyın

Anne bebeğin ağlama tonlarının ne anlama geldiğini, zaman içerisinde anlamaya başlar. Mesela karnı acıkan bir bebeğin ağlaması şid­detlidir. Bebek mama ya da meme verilene ka­dar ağlamasını sürdürür. İlk 4 ay öncelikle, be­beklerin neden ağladığını bulmanız ve öğren­meniz gerekir. Böylelikle sorunun ana kaynağına ve çözüme daha kolay ulaşabilirsiniz, Be­beklerin ağlama nedenlerini ve çözüm yollarını şöyle sıralayabiliriz;

• Bebekler çevresinde olan insanları 3. ay­dan sonra daha kolay ayırabilir. Yabancı birini görüp korktuğunda tepkisini ağlayarak verir. Böyle bir durumda bebeği kucağa almak ve o ortamdan uzaklaştırmak sakinleşmesini sağlar.

Aşırı kalabalık ve ilgi, bebekleri heye­canlandırır. Böyle bir günün ardından çocu­ğun huysuz olması normaldir, Ortam değişikliği yapmak, bebeğin sakinleşmesine yardımcı olur,

•Aşırı gürültülü ortam bebeğin korkması­na neden olur. Kucağa almak bebeğin sakin­leşmesi için yeterlidir,

• Uykusu gelen bir bebek, gözleri yarı ka­palı, başını sağa sola çevirerek ağlar, Bu ağ­lamalardan önce sebepsiz yere mızmızlanma­ya başlar, Ağlamalar genellikle gece hep aynı saatlerde ortaya çıkar, uykuya dalana kadar belli aralıklarla devam eder, Bu esnada bebe­ğe mama vermek sakinleşmesine biraz katkıda bulunabilir.

Hastalanan bebekler, ateş gibi bulgular sonucunda çok huysuzlaşıp kucaktan inmek istemezler. Ciddi şekilde hastalandıklarında ise inleme tarzında ve seslerini şiddetlice çıkarma­dan halsizce ağlarlar.

• Hiçbir sebep olmadan bebeklerin ağla­masının nedenleri arasında gaz sancısı ya da uykuya dalmada güçlük gelir. Gaz sancıları genellikle yeni doğan bebeklerde 3. haftadan sonra başlar, 2. ay şiddetlidir, 4. aydan sonra ise kaybolur. Sıcak banyo, çeşitli gaz ilaçları, (buraya dikkat bir çok gaz ilacı çocuklarda ciddi sorunlara yol açar ilerleyen yaşlarda bağırsak kanserine zemin hazırlar) bitki çayları, sallama ya da arabayla gezdirme bu gibi durumlarda iyi gelir.

• Bebeklerin dişleri genellikle 6. aydan iti­baren çıkmaya başlar. Diş çıkarma dönemin­de bebeğiniz ağlayabilir. Bu dönemde onun diş ağrılarını azaltmak için diş etlerine jel sürüp masaj yapabilirsiniz.

Ağlayan bebeğiniz yoksa kolik mı?

Bebekler yaşamın ilk birkaç ayında çeşitli nedenlerden dolayı ağlayabilirler. Açlıktan, ağrı duyduğundan veya ışın sıcaktan bunalıp ağla­mıyorsa bir başka deyişle nedensiz ağlıyorsa, bu durum bebeğin kolik olabileceği anlamına gelir. Yenidoğan bebeklerin yüzde 10’unda kolik görülebilir. Koliğe neden olan etkenler ke­sin olarak bilinmemekle birlikte, bu bebeklerin daha fazla kucağa alınma isteği ya da uykuya dalmadan önce yine kucak gereksinimleri ol­duğu düşünülür. Özellikle kolikli bebeklerin da­ha hassas ve duygusal oldukları tahmin edili­yor. Kolik oluşmasında, anne-babanın kişiliği, bebeğe davranışları, tavırları, bebek bakımının kalitesi rol oynamıyor. Bu nedenle anne-baba­ların kendilerini suçlamaları yanlış olur. Nadiren inek sütüne alerjisi olan bebeklerde kolik göz­lenebilir. Ayrıca bebeklerin aşın derecede ağla­masının nedeni sadece gaz sancısı olmayabili­yor. Bu nedenle çocuğun gazını çıkarmak için ekstra uğraşılara girmek yanlış olur. Koliğin ne­deni yalnızca karın ağrısı olarak açıklanmıyor. Kolik esnasında bebeğin karnının sert hissedil­mesinin nedeni, bebeğin ağlarken karın kasla­rını, kullanmasından kaynaklanıyor. Bebeğin ağlarken bacaklarını karnına doğru çekmesi, kollarını büzmesi normal bir ağlama pozisyo­nundan başka bir anlam içermiyor.

Bebek her ağladığında onu beslemeye çalışmayın. Beslenme sonrasında midenin tamamen boşalması için en az iki saat gereklidir. İki saatten daha kısa aralıklarla beslemek, bebekte kramp tarzında karın ağrılarının oluşmasına zemin hazırlar. Anne sütünün artmasını sağlamak için, istisna olarak yalnız ilk iki hafta boyunca her ağladığında bebeğinizi emzirmelisiniz.

Bebeğinizi sakinleştirmenin 5 yolu

1 Ağlayan bebeğinizi kucağınıza alın ve bir sallanma koltuğuna yavaşça oturarak ritmik hareketlerle sallanın.
Bu, onun rahatlamasına ve uykuya daha kolay dalmasına yardımcı olur. Bebeğinizi beşikte de sallayabilir ya da kanguruya asıp dolaştırabilirsiniz. Bebeğinizin sakinleşmesini, saç kurutma makinesi veya elektrik süpürgesini çalıştırarak, arabayla kü­çük bir gezintiye çıkarak veya emzik, masaj, sıcak banyo, rezene-papatya-anason gibi bit­ki çayları yaparak sağlayabilirsiniz.

2 Bebek ağladığında uyuyamıyorsa, ön­ce kendi kendine uykuya dalmasını bekleyin.
Eğer 30 dakikadan fazla ağlamaya devam ediyorsa, muhtemelen uykusu gelmiş ve uyu­mak istiyor demektir. Böyle bir durumda, dış uyaranları (gürültü, ışık vb.) en aza indirerek bebeği yatağına yatırın. Odasının kapısını ka­patarak 15 dakika daha onu yalnız bırakın. Bu süre içerisinde uykuya dalmazsa, tekrar yanı­na giderek ilk baştaki önerilerimizi tekrar de­neyin.

3 Bebeklerde oluşabilecek uyku sorunla­rını önceden önleyin.
Uykusu gelen bebek her ağladığında kucağa alınırlarsa, kendi kendileri­ni rahatlatıp uykuya dalmayı öğrenemezler.

4 Bebeği gündüz yerine gece uyumasına teşvik edin.
Gündüz saatlerinde uzun süre uyumasına izin vermeyin. Bebekler gündüz üç saatten daha uzun süre uyursa yavaşça uyan­dırın. Besledikten ya da oynadıktan sonra tek­rar uyumaması için oyalamaya çalışın. Bu şe­kilde bebeğin gece hiç uyanmadan en az beş saat uyumasını sağlayabilirsiniz.

5 Bebek her ağladığında beslememeye çalışın.
Bebeğin aç olması, ağlama nedenlerin­den yalnızca biridir. Beslenme sonrasında mi­denin tamamen boşalması için en az iki saat gereklidir. İki saatten daha kısa aralıklarla bes­lemek, bebekte kramp tarzında karın ağrıları­nın oluşmasına zemin hazırlar. Anne sütünün artmasını sağlamak için, istisna olarak ilk iki hafta boyunca her ağladığında bebeğinizi emzirin. Gündüz sık aralıklarla beslenen bebekler, gece de sık aralıklarla uyanarak emmek ister­ler. Bebeği emzirdiğiniz sürece, aşırı kahve, çay, kola gibi uyarıcı özelliği olan içeceklerden kaçının.

"Endişe ve telaş bebeği huzursuz eder"

Bebeklerinin sürekli ağlaması karşısında telaşa kapılan anne-babaların, endişeli ve te­laşlı tavırlar gösterebildiğini, yapılan bu evha­mın bebeğin de huzursuz olmasına neden olduğunu belirten Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Şirin Göker, sözlerine şöyle devam ediyor: "Anne ve bebek arasındaki bağ kuvvet­lendikçe anne, bebeğinin ağlamalarının ne an­lama geldiğini öğrenerek ihtiyaçlarını daha ko­lay kavrayabilir. Yeni doğan bebekler, karnı acıktığında, kucak isteyince, aynı pozisyonda yatmaktan sırtı ağrıyınca, altları kirlenince ya da uykuya dalamadıklarında; ortam aşırı sıcak ya da soğuk, gergin ya da gürültülü olduğunda da ağlayabilirler. Bebekler giysileri çıkarıldığında, altları değiştirildiğinde de ağlarsa bunun nede­ni, beni giydir ya da çıplak kalmak istemiyorum demektir. Bebekler belirgin olarak, banyo yap­tırılırken, kulağına su kaçtığında, şapka takıldı­ğında veya kafasına dokunulduğunda da ağla­yabilirler."

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

RSS Timeturk.com Haberin gerçek adresi

RSS Aile & Sağlık Haberleri

  • Bir hata oluştu; besleme kapalı gibi görünüyor. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

RSS Birtabak.com Tarifler

  • Bir hata oluştu; besleme kapalı gibi görünüyor. Lütfen daha sonra tekrar deneyin.

RSS İksir

  • HANGİ HASTALIĞA HANGİ BİTKİ
    KABIZLIK – Pırasa, erik, kiraz, üzüm, zeytinyağı ve şalgam kabızlığa iyi gelir. – Elma yemeklerden önce yenilince kabızlığı giderir. – Erik’in kurutulmuşu kabızlığa karşı iyi bir ilaçtır. Erikleri akşamdan ıslatıp sabah aç karnına yemek, üzerine de suyunu içmek yararlı olur. – Fesleğen tohumları kaynatılarak içilirse kabızlığa iyi gelir. Frenk üzümü yaprakla […]
  • Strese karşı melissa çayı
    Çayın kasları gevşetici özelliği bulunduğunu dile getiren Tuncer, “Melissa, büyük bir huzur verir. Melisa bitkisi özü, sinir sistemini gevşetici ve uykuyu kolaylaştırıcıdır. Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Genetik Anabilim Dalı Başkanlığı Öğretim Üyesi Yard. Doç. Dr. Elif Tuncer, melissa bitkisinin sinirsel kökenli çarpıntılarda, hafif dep […]
  • Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar (GDO)
    Günümüz dünyasında genetiği değiştirilmiş yaklaşık 1600 gıda maddesi var. Doç. Dr. Mesut Başak, bu ürünlerden uzak durmanın mümkün olmadığını belirtirken, mısır ve soyaya dikkat çekti. Çünkü bu ürünlerin katkı maddesi olarak kullanıldığını ve bu sebeple birçok ürünün içinde yer aldığını ifade etti. `Özellikle mısır nişastası, bebek mamaları ve tatlılarda yoğ […]

RSS Portakal Ağacı

  • Başlıksız
    Cok uzun zamandir bloga yazi yazamadim ama bu surecte hayatimi degistirecek onlarca olay yasadim... En onemlisi 3 minigim biraz daha buyuduler, 11-8-5 olacak yaslari birkac aya... Ben yazin 4. bebegimi kaybettim... Sonra 3 Kasim’da 38. yas gunumde ilk cocuk kitabim...

Blog Stats

  • 1,701,778 hits

RSS Gidahareketi.org

  • Aşı düzenbazlığı: Şok olmak için izleyin
    Fazla söze gerek yok. Aşı yalanıyla insanlığın nasıl soyulduğu ve hasta edildiğini görmek için gerçek hikayeleri ve düzenbazlıkları doktorlardan dileyin.
  • Devlet parasıyla korkunç katliam - 1
    Eşi benzeri az görülür, bin yıldır adı dillerden düşmeyen, büyük filozof, ilim adamı, eşsiz hekim İbn Sina’nın benzersiz külliyatı El-Kanun Fi’t Tıbb’ın yanlış tercüme edildiği ortaya çıktı. Bir Kamu kurumu olan Atatürk Kültür Merkezi’nce 6 cilt olarak yayınlanan El-Kanun Fi’t Tıbb’ın tercümesinde, insan sıhhatini tehlikeye düşürecek hataların yer aldığı gör […]
  • Zehir yumurtada değilsede tarlada!
    Bingöl’de yapılmış bir araştırma. Akademisyenler Adaklı ilçesindeki elma üreticilerine soruyor: “Kullandığınız tarım ilacı kısa süreli zehirlenmeler yapabilir mi?”... Yüzde 90’ı “Evet” diyor.
  • Bir kıyamet silahı: GDO
    Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi Başkanı ve aynı zamanda Yeni Söz Genel Yayın Yönetmeni Kemal Özer ile son yılların en tartışmalı konularından biri olan GDO’yu konuştuk. Kemal Özer ile sohbet tadında gerçekleştirdiğimiz Röportajımızda GDO’nun insanlığa ne tür zararlar verdiğini, aşıların neslimiz açısından nasıl büyük tehlikeler saçtığını, modern hayatın ge […]
  • Her yıl 25 milyon çocuk doğmadan infaz ediliyor
    Dünya'da her yıl 25 milyon 'güvensiz' kürtaj yapılıyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) dünya genelinde her yıl yaklaşık 25 milyon "güvensiz" kürtaj yapıldığını duyurdu.
  • Bu zulüm sadece Türkiye'de görülür
    Devlet dediğin böyle olmalı. Hamuduyla götürene af, damgasız 15 yumurtaya 15 bin lira ceza kesmeli. Amaç milletin kendi imkanlarıyla geçinmesini engelleyip, büyük şirketlere mahkum etmek olmalı. Herkesi şirketlerin ve zenginleri köleşi yapmalı devlet dediğin. Yazık ki bu Avrupa'da değil, Türkiye'de oluyor. Ama kimse korkmayıp inadına direnmeli. Dir […]
  • GDO ile ilgili şok gelişme
    GDO’lu gıdalarla beslen farelerin kötü sonu! Bu hale geldiler
  • Şimdi de ilaçlı yumurta skandalı
    Avrupa'da böcek ilacı içeren yumurtaların yarattığı kriz 7 ülkeye yayıldı - Krizin Belçika'da bir şirketten kaynaklandığı düşünülüyor - Hollanda, Almanya ve Belçika'da milyonlarca yumurta raflardan kaldırılırken, birçok tavuk çiftliğinin faaliyeti durduruldu - Yumurta krizi AB ülkeleri arasında karşılıklı suçlamalara yol açtı […]
  • Ambalajlı su firmalarına çağrı
    Sağlık ve Gıda Güvenliği Hareketi olarak geçtiğimiz yıllarda Ambalajlı Su Raporu yayınlamıştık. Raporu şimdi güncelliyoruz. Son SU RUHSATINA ESAS ANALİZ SERFİKANIZIN göndermeyi unutmayın.
  • Beyin ölümü yalanı çöpe atıldı
    Şoke eden araştırma… Öldükten sonra beyin çalışmaya devam ediyor. Kanada'da yapılan yeni bir araştırmanın sonuçları tüyler ürperten türden... Buna göre bazı kişilerin beyin aktiviteleri öldükten sonra en az 10 dakika daha devam edebiliyor.
%d blogcu bunu beğendi: